lasaka61
03-30-2009, 22:56
KOYUMUZUN HUDUTLARI
1HICRI 1159 TARIHLI FERMANDA IHTIMENA KOYUNUN HUTUTLARI
CANAKCI IRMAGI. DERIN IRMAK.MERDIVEN AYAGI. BALIK DERESI. TAS BOGAZI
KUZU GOLU.UCARSU SAHIN KAYASI. KALE KIRANI. TAHTA KOPRUSU.ULUDERE
CANAKCI IRMAGINA BAGLIDIR
Köyümüz Akçaabat ilçesinin en eski yerleşim yeridir.Bu yazı 1996 da Akçaabat da yayınlanan bir dergiden alınmıştır.
Salpazarı'nın Doruk kirişi köyünden 52 yaşındaki Hasan Türkmen'in aktardığı söylence, yaylaların bir zamanlar sürekli yerleşim yerleri olduğunu gösteren ilginç izler taşıyor:
"Cok eskilerde Kadırga yaylasında bir kabile yaşarmış. O zamanlar iklim çok ılımanmış. Bu yüzden yaz kış orada kalır, ekin ekip biçerlerlermiş. Meyve bahçelerinde tavuklar gezinir, otlaklarda koyun kuzu meleşir, çimenlerde çoluk çocuk oynaşır, sözün özü rahat ve mutlu bir yaşam sürerlermiş.
Günlerden bir gün herkesi şaşırtan bir olay görülmüş. Ekin ekenler, koyun kuzu güdenler, çayır çimen biçenler o güne dek hiç görmedikleri tüy gibi bembeyaz taneciklerin gökten yere doğru öbek öbek akışı karşısında şaşakalmışlar. Bu tanecikler çoğa kalmadan tüm obayı kaplamış. Hava birdenbire soğumuş. Hayvanlar bağrışmaya, koyunlar meleşmeye, çocuklar ağlaşmaya başlamış.
Hemen obanın Koca Dede'sine koşmuşlar. Yaşlı adam dışarı çıkmış.
Uzaklara, yakınlara göz gezdirmiş. Elini siper ederek gök yüzüne bakmış. Kendi kendine derin düşüncelere dalmış. Bir süre sonra çevresine toplananlann gözlerine baka baka konuşmaya başlamış:
-Evlatlarım, bu bize yüce Tanrı'dan gelen bir uyarıdır. Gökten düşen o beyaz taneciklere kar denir. Belli oldu ki artık buralarda kışlayamayız. Kendimize yeni kışlaklar bulmamız gerek.
Arkasından eklemiş:
-Koca öküzleri yemleyin. Sabah erkenden yola çıkalım. Oküzler nerede durursa orayı yurt edinelim.
Kabilenin iki öküzü varmış. Onları yedirmişler, içilmişler, alınlarına burunca, boyunlarına çıngırak takmışlar. Gün açımında yola girmişler. Uç gün üç gece yol almışlar. Bir yamaçtan geçerken öküzlerden biri yere çöküp yana uzanmış. Kabilenin.yansı bu öküzün çöktüğü yerde kalarak orayı yurt edinmişler. Oküzün adı Ihtimena olduğundan onun yanında kalanlar yeni yurtlarına bu adı vermişler.
Oteki öküz yoluna devam etmiş. O da uçsuz bucaksız bir gölün kıyısındaki düzlükten geçerken birdenbire durup yere çömelmiş. Ikinci öküzün adı Kal anima olduğundan bu düzlük alana Kalanıma demişler.
Hasan Türkmen, sözünü şöyle bağladı:
"Akçaabat'ta Ihtimena ve Kalanima adlarıyla anılan iki köy olduğununu duyduk ama nerede olduklarını bilmiyoruz. Biz dedelerimizden duyduklarımızı bizden sonra gelenlere anlatıyoruz. Eğrisini, doğrusunu Allah bilir." (7)
Gerçekten Gökçeler köyünün eski adı Ihtimena, Söğütlü köyünün j eski adı Kalanima'dır.
Bu yerleşim yerinin adını Akhtemena, Eyüplü şeklinde yeni karye adı olarak görmekteyiz. Düzköy Kazası’na bağlı bir köy olup, Doğanköy ve taşocağı köyleri arasında Kaledere (Kalenima) Havzasındadır.
Adın kökü Ihtime+na şeklindedir. Türkçe sözlüklerde Ihtima himayeden, perhiz, kaçınma, sığınma, himayesine girme anlamlarında görülmektedir (263). Arapçada ise barış antlaşması yapmak anlamında Ihtimam sözü kullanılır (264). Bu ifadeler esasında Türkçe ve Arapça karışımı korunmaya muhtaç, sığınma, sığınanlar olarak bu adın toponime dönüştüğünü gösterir.
Bulgaristan’daki Ihtimam (Stipone) kenti, Balkanlarda Ihtimam ovası, Ihtimam dağları aynı menşelidir.
263 Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat, “Türdav Yayınları”, Komisyon, Istanbul 1990, s. 425.
264 T. Acaroğlu, Bulgaristan’da Yer Adları, Ankara 1988, s. 193-194
The Kalenima Deresi Basin
1HICRI 1159 TARIHLI FERMANDA IHTIMENA KOYUNUN HUTUTLARI
CANAKCI IRMAGI. DERIN IRMAK.MERDIVEN AYAGI. BALIK DERESI. TAS BOGAZI
KUZU GOLU.UCARSU SAHIN KAYASI. KALE KIRANI. TAHTA KOPRUSU.ULUDERE
CANAKCI IRMAGINA BAGLIDIR
Köyümüz Akçaabat ilçesinin en eski yerleşim yeridir.Bu yazı 1996 da Akçaabat da yayınlanan bir dergiden alınmıştır.
Salpazarı'nın Doruk kirişi köyünden 52 yaşındaki Hasan Türkmen'in aktardığı söylence, yaylaların bir zamanlar sürekli yerleşim yerleri olduğunu gösteren ilginç izler taşıyor:
"Cok eskilerde Kadırga yaylasında bir kabile yaşarmış. O zamanlar iklim çok ılımanmış. Bu yüzden yaz kış orada kalır, ekin ekip biçerlerlermiş. Meyve bahçelerinde tavuklar gezinir, otlaklarda koyun kuzu meleşir, çimenlerde çoluk çocuk oynaşır, sözün özü rahat ve mutlu bir yaşam sürerlermiş.
Günlerden bir gün herkesi şaşırtan bir olay görülmüş. Ekin ekenler, koyun kuzu güdenler, çayır çimen biçenler o güne dek hiç görmedikleri tüy gibi bembeyaz taneciklerin gökten yere doğru öbek öbek akışı karşısında şaşakalmışlar. Bu tanecikler çoğa kalmadan tüm obayı kaplamış. Hava birdenbire soğumuş. Hayvanlar bağrışmaya, koyunlar meleşmeye, çocuklar ağlaşmaya başlamış.
Hemen obanın Koca Dede'sine koşmuşlar. Yaşlı adam dışarı çıkmış.
Uzaklara, yakınlara göz gezdirmiş. Elini siper ederek gök yüzüne bakmış. Kendi kendine derin düşüncelere dalmış. Bir süre sonra çevresine toplananlann gözlerine baka baka konuşmaya başlamış:
-Evlatlarım, bu bize yüce Tanrı'dan gelen bir uyarıdır. Gökten düşen o beyaz taneciklere kar denir. Belli oldu ki artık buralarda kışlayamayız. Kendimize yeni kışlaklar bulmamız gerek.
Arkasından eklemiş:
-Koca öküzleri yemleyin. Sabah erkenden yola çıkalım. Oküzler nerede durursa orayı yurt edinelim.
Kabilenin iki öküzü varmış. Onları yedirmişler, içilmişler, alınlarına burunca, boyunlarına çıngırak takmışlar. Gün açımında yola girmişler. Uç gün üç gece yol almışlar. Bir yamaçtan geçerken öküzlerden biri yere çöküp yana uzanmış. Kabilenin.yansı bu öküzün çöktüğü yerde kalarak orayı yurt edinmişler. Oküzün adı Ihtimena olduğundan onun yanında kalanlar yeni yurtlarına bu adı vermişler.
Oteki öküz yoluna devam etmiş. O da uçsuz bucaksız bir gölün kıyısındaki düzlükten geçerken birdenbire durup yere çömelmiş. Ikinci öküzün adı Kal anima olduğundan bu düzlük alana Kalanıma demişler.
Hasan Türkmen, sözünü şöyle bağladı:
"Akçaabat'ta Ihtimena ve Kalanima adlarıyla anılan iki köy olduğununu duyduk ama nerede olduklarını bilmiyoruz. Biz dedelerimizden duyduklarımızı bizden sonra gelenlere anlatıyoruz. Eğrisini, doğrusunu Allah bilir." (7)
Gerçekten Gökçeler köyünün eski adı Ihtimena, Söğütlü köyünün j eski adı Kalanima'dır.
Bu yerleşim yerinin adını Akhtemena, Eyüplü şeklinde yeni karye adı olarak görmekteyiz. Düzköy Kazası’na bağlı bir köy olup, Doğanköy ve taşocağı köyleri arasında Kaledere (Kalenima) Havzasındadır.
Adın kökü Ihtime+na şeklindedir. Türkçe sözlüklerde Ihtima himayeden, perhiz, kaçınma, sığınma, himayesine girme anlamlarında görülmektedir (263). Arapçada ise barış antlaşması yapmak anlamında Ihtimam sözü kullanılır (264). Bu ifadeler esasında Türkçe ve Arapça karışımı korunmaya muhtaç, sığınma, sığınanlar olarak bu adın toponime dönüştüğünü gösterir.
Bulgaristan’daki Ihtimam (Stipone) kenti, Balkanlarda Ihtimam ovası, Ihtimam dağları aynı menşelidir.
263 Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat, “Türdav Yayınları”, Komisyon, Istanbul 1990, s. 425.
264 T. Acaroğlu, Bulgaristan’da Yer Adları, Ankara 1988, s. 193-194
The Kalenima Deresi Basin